İş hayatında kriz denildiğinde akla genellikle büyük felaketler gelse de, aslında itibarın, operasyonun veya insan kaynağının risk altına girdiği her durum bir krizdir. Benim hatırladıklarım: Rafineri yangınları, piyasadan geri çağırılan hatalı araçlar, sistemi kitlenen ve günler boyu işlem yapılamayan banka uygulamaları, sermaye piyasalarında manipülasyon yapan şirketler, bu yıl sık sık duyduğumuz toplu işten çıkarmalar…..
Bu tip riskli durumlar genelde beklenmedik ve tehdit algısı yaratan durumlardır ve hızlı harekete geçmeyi gerektirir. Bu durumları üç ana başlıkta kategorize edersek:
- Operasyonel ve Teknik Krizler
- Kurumsal ve Etik Krizler
- İnsan ve Kültür Odaklı Krizler (İç Krizler)
- Şeffaflık ve Dürüstlük
- Gerçekleri gizlemek veya durumu olduğundan daha iyiymiş gibi göstermek, uzun vadede güven kaybına yol açar.
- “Şu an bu konudaki verileri topluyoruz, netleştiğinde paylaşacağız” demek, yanlış bilgi vermekten çok daha güven vericidir.
- Hız ve Düzenli Bilgi Akışı
- Sabit bir iletişim rutini oluşturmak (Örn: Her hafta Pts günü kısa bilgilendirmeler).
- Yeni bir gelişme olmasa bile, “Çalışmalarımız devam ediyor, şu…..aşamadayız” mesajı dahi belirsizliği azaltır.
- İnsan Odağı
- Ekibin kaygılarını anladığınızı hissettirilmeli, empatik ifadeler kullanılmalıdır.
- Netlik ve Aksiyon Odaklılık
- Talimatlar net olmalı: Kimin ne yapacağı, hangi önceliklere odaklanılacağı açıkça belirtilmelidir.
- Panik havasını dağıtmak için somut çözüm adımlarına ve kısa vadeli hedeflere odaklanılmalıdır.
- Görünürlük ve Ulaşılabilirlik
